Dunya Kupasi Geldi Catti
Bu sezonun kulupler bazinda bitmesi icin can atiyorum. Nedenlerim saymakla bitmez. Liverpool berbat, Besiktas evde yok, Celtic kayip.. Hepsini gectim, Dunya Kupasi heyecani tek basina her seye bedel. Baslasin da sezonun darbesini geride birakayim. Esquire da Rooney’i kapak yaparak Dunya Kupasi kafasi yasatmaya baslamis.
81′li Utd’in Degisimi
Gecis donemlerinden sorumlu devlet bakani olabilecek Sir Alex Ferguson’a bir gecis donemini daha nasil idare edebilecegini sormak kimsenin haddine degildir elbet ama gercekci dusununce, emekliliginin yaklastigi imalarinda bulundugu hesaba katilinca, giderek yaslanmakta olan Utd kadrosunun gelecegini merak etmek cok da garip degil. Kritik 2003 ve 2004 yaz aylarinin birinde Ronaldo, digerinde Rooney ile iskeleti efsanestiren Ferguson, Ronaldo’nun kaymagini yedi, Rooney’ninkini de yemeye devam ediyor. O donem genc oyuncu konumunda olan bircok oyuncu hala kadroda ve cok onemli rollere sahipler. Yine o donem kariyerlerinin zirvesinde olan bircok oyuncu da hala kadro da ve onlarin da kadro icinde rolleri cok onemli. Utd’in suanki kadrosunu 4 jenerasyona ayirirsak Giggs, Scholes, Neville, Van Der Saar’dan olusan veteranlar, Macheda, Wellbeck, Evans, Fabio, Rafael gibi en gencler ve Gibson, Nani, Rooney, Valencia, Fletcher gibi ara yastakileri goruyorum. Bir grup eksik kaldi degil mi? O grup okadar kalabalik ki yazinin basindaki soru isaretimin en buyuk kaynagini olusturuyor. 79′lu Brown, Owen, 78′li Ferdinand, 81′li Park, Hargreaves, O’Shea, Evra, Vidic, Carrick, Berbatov’dan olusan, yas olarak kariyerlerinin en verimli caginda bulunan bu grup, ilk saydigim veteranlarla birlikte takimin iskeletini olusturuyorlar. Ilk 2 grupta bulunan Rooney, yeni yeni Nani -onun da devamliligi tartisilir- vasatin biraz uzeri Fletcher ve Evans, biraz Valencia, cok cok az da Macheda ve Gibson oynuyor ama hala en kritik maclarin en kritik anlarinda Giggs, Neville, Scholes ve 81′li tayfa.
Dedim ya Ferguson 2011′de birakmayi ciddi ciddi dusunmese “Ferguson bu, bir sekilde halleder” derdim ama onun yoklugunda, yasamak zorunda olduklari bu degisimi Utd modeli idare edebilecekler mi bilemiyorum.
Gerrard’in Hediyesi
Odulsuz Kahraman
Cogu meslekte oldugu gibi futbolda da odul, basarinin taclandirilmasi manasina gelse de, cogu odul toreninden sonra cikan tartismalar futbol dunyasinda da olmazsa olmazdir. PFA yilin genc oyuncusu, yilin oyuncusu, yilin takimi gibi merakla beklenen oduller gecen hafta sahiplerini buldu ama tartismasi hala bitmedi.
24 yasina gelmis 7 yildir profesyonel lig’de mucadele eden James Milner’in yilin genc oyuncusu secilmesine hayret etmekle mesgulken, asil soku Frank Lampard ile yasadim. Takimini 3 yil aradan sonra sampiyonluga goturmesine, bunu da 25 gol 22 asisstle yapmasina ragmen birakin odulu, sirti bile sivazlanmayan Lampard, bu durumda sezonun isimsiz kahramani oluyor. Yilin futbolcusu odulu Rooney’ye anasinin ak sutu gibi helal olsun, o odulu fazlasiyla hak etti ama Lampard’in da en azindan yilin 11′ine secilmesini beklerdim. Yine klasik odul toreni sonrasi sozlerinden biriyle bitireyim o zaman; sezon sonunda gelmesi muhtemel sampiyonlugun ona en buyuk odul olacaktir..
Carlton Cole Kime Gider?
Sami Hyypia yillar once Samsunspor’da denenmeye cikmisti, begenmediler, adam Liverpool’da efsane oldu. Buna benzer sehir efsaneleri okadar coktur ki hangisinin gercek, hangisinin yalan oldugunu anlamak icin debelenir durursunuz. Ne olursa olsun yuksek rayting degeri tasidigindan olsa gerek bolca sallamak serbesttir bu konuda. 3 sene once Ertugrul Besiktas’in basindayken gundeme gelen Carlton Cole transferine bizzat sahit olmus, Ertugrul’un bu transfere ‘Ben Ingiliz millisi bir oyuncuyu gerektiginde oynatmamazlik yapamam’ demesini ve onun yerine Higuain’i almasini yasamistim. Bu haber basina da yansimisti. Kendim o surece sahit olmasam, bu hikayeyi, sehir efsanelerinden inanmadiklarim icine yerlestirirdim ama maalesef dogruydu. Pl’de son iki sezonun en formda forvetlerinden birini yedek birakmak zor olur diye almamistik. Carlton Cole o zaman iyi bir forvetti, simdi daha komple bir oyuncu ve Dunya Kupasi’nda Ingiliz’lerin en guvendigi adamlarin basinda geliyor. Neyse Ertugrul’a sovme nedenleri vol. 28′i bir kenara birakip Carlton Cole’un durumuna bakalim.
Son iki senedir Zola ile bir turlu bekleneni veremeyen West Ham’da Scott Parker’la birlikte takima surekli katki saglayan iki oyuncudan biri Cole. Altyapidan cikmasi Chelsea’nin para sacma donemlerine denk gelmeseydi suan buyuk ihtimalle mavilerin forvetinde kralligini ilan etmis olurdu. Suan 26 yasinda cl seviyesinde futbol oynama sansi kapisini caldi. Tottenham, Liverpool, Everton ciddi ciddi ilgileniyorlar Ingiliz forvetle. West Ham’in sahiplerinin maaslari dusurmek icin takimda Scott Parker haric herkesin satilik oldugunu aciklamasi Cole’a olan ilgiyi daha da arttiriyor. Liverpool 4-5 transfer yapacak gibi duruyor ama forvette dusundukleri ilk isim Benzema, olmazsa Cole’a yonelecekler, Tottenham da Roman’in artan performansindan sonra forvet konusunda kararsiz, su durumda Yakubu’yu satmaya calisan Everton en kuvvetli aday benim gozumde. Moyes’in her laf arasinda Cole’dan bahsetmesi de bu transferi ne kadar cok istedigini gosteriyor. Carlton Cole surekli oynarsa verimli olabilecek bir forvet oldugundan en fazla sureyi Everton’da alacagi kesin. Everton’in yapisini bildigimden Cole’un mavileri secmesi kariyeri adina dogru bir hamle olabilir.
Once A Scouser Always A Scouser
Zamaninda populer olsun olmasin, o efsanevi gunleri bize yasatanlarin bir bir kulube geri donmesinin huzuru bambaska cidden. King Kenny’den sonra Rushy de Liverpool bunyesine -yeniden- katildi. Solo kariyer denedikten sonra Rafa’nin istegiyle iki sene once yardimci antronorluge getirilen Sammy Lee’nin yeri de ayridir bunyelerde. Kulubedeki tutkusu yeter Sammy’nin. Arada anmakta fayda var..
Biz Ozledik Onlar Ozlemesin
Isler kotu gitmeye gorsun, elestiriler bir basladi mi bitmek bilmez. Yaptiginiz en ufak hata bile dev bir sorun yumagina donusup yolunuza tas koyar. Rafa da bu durumu iliklerine kadar yasayanlardan ama bir farkla; yaptigi hatalar ufak diye degerlendirilecek kadar masum degil. Pesini belki de hic birakmayacak hatalarindan biri de Xabi’nin satilmasina olan katkisi elbet. Oyuncu gitmek istedi tabi ama sadece bir sene once transfer icin kaynak yaratma maksadiyla hocasi tarafindan saga sola peskes cekildigini unutmadigi icin bu karari verdi, yani 5 yil terlettigi Liverpool formasindan koptu. Yerine alinan Italyan bekleneni veremeyince Xabi’ye olan ozlem ile Rafa’ya olan kizginlik arttikca artti.
Gecen sene Liverpool’un yasadigi buyuk kaybi bu yaz Arsenal yasayabilir. Cesc yuvasi Barselona’ya donebilir. Ispanyol’larin ulkelerine donme operasyonu Cesc ile surecek mi gorecegiz ama bir gercek var ki liverpool Xabi’yi cok ozledi, Arsenal Fabregas’i ozlemesin, Premier Lig bir degerini daha kaybetmesin. Fotografta ikilinin yanindaki Villa da kirmizi formayi giysin diye debelendiklerimizden ama bir turlu gerceklesmedi bu transfer. Biz formayi giydiremedik ama Hugo Boss kendi markasini giydirmis, hem de sadece Villa’ya degil ucune de..
Stoke’un Sirri Ne?
Takimlarin basari veya basarisizlik nedenlerini degerlendirmek zor degildir aslinda. 90 dakika harika oynayan takimin verdigi tek pozisyonla mac kaybetmesini derinlemesine inceler gibi yapar ama sadece skorla ilgilenir tum futbol sevdalilari. Bu denli skor manyaklarinin bile cozemedigi bir takim var Premier Lig’de: Stoke City..
Kazanan haklidir, bu saatten sonra iyi futboldan cok 3 puan onemli demecleriyle futbol kulturunu gelistirmis bir ulkede yasamam bile, Stoke City‘nin Premier Lig gibi bir arenada, orta siralarda yer alabilmesini anlamama yetmiyor. Gecen sene Andy Griffin ile Ricardo Fuller dovusu, bu sene Tony Pullis ile James Beattie kavgasi derken bu sefer de 7-0′lik Chelsea hezimetinden sonra Abdoulaye Faye ile Glenn Whelan arasinda -aslinda mactan once tohumlari atilan, devre arasinda olgunlasan, bitis dudugunden sonra da fiziksele donusen- kavga patlak verdi. Soyunma odasi surekli huzursuz, oyuncu kalitesi bu denli yerlerde, menajeri futbol takimini gectim, 3 yasinda cocuklari yonetecek yetenekten uzak bir takimin nasil basarili oldugunu anlayamamam cok mu garip? Fuller ve birkac arkadasina haksizlik etmek istemiyorum ama genel tablo insani futboldan sogutan cinsten. Aklima hemen Dean Holdsworth’lerle, John Fashanu’larla, 13 bin ortalama taraftarla, anti-futbolun 90′larin basindaki temsilcisi Wimbledon geliyor ama onlar bile beni Stoke City kadar kapatmamislardi.
Donelim bu en son kavgaya. Faye’nin isinma sirasinda terlik giymesine tutulan Whelan, aksi gibi Faye sakatlaninca hakliligini daha kuvvetli savunmaya baslamis. Faye de Irlanda’liya “Kac macta oynadin da bana konusuyorsun” deyince ortam gerilmis. Hezimetin verdigi sinir de eklenince tartisma kavgaya donusmus ve Faye, Whelan’in suratina yumrugu patlatmis. Henuz dogrulanan birsey yok ama balik bastan kokar misali Pullis’ten baslayan disiplin eksiklikleri bilindigi icin iddialar daha bir yuksek sesle konusuluyor. Olaylar dogru mu? dogruysa ne tip cezalar cikacak? Yakinda belli olur ama asil soru Stoke’un bu seneki basarisi tesaduf mu? Bu sorunun cevabi icin onumuzdeki seneyi beklemek zorundayiz..
2010/11 Liverpool Forması
Ağustos ayında Liverpool’un 17 yıllık Carlsberg macerasının bitişini yarı müjdeli yarı buruk yazmıştım. O zaman yeni formaların deneysel çizimleri piyasaya düşmüştü, şimdi Standard Chartered reklamlı kesinleşen Adidas formalar yayınlandı. Güzel Crown Paints ve Candy günlerinin ardından gelen Carlsberg’li duraklama günleri. Standard Chartered ile dev yükseliş en büyük beklenti ama bu Loreal-Hardy ile nereye kadar!











