Gidisat Belli Olur
Gecen sezonlari hafizamda canlandirinca, Liverpool icin ‘baslangiclarin’ sezonun gidisatinda ne derece belirleyici oldugunu gordum. En yakin ornek 1 sene once bu zamanlar. Oyle kotu bir giris yapildi ki sezona, sonralari saman alevi gibi parlayan performanslar takimi beklenen seviyeye cikarmaya yetmedi. Tottenham ve Villa maglubiyetlerinin ardindan oyuncularin ve menajerin direncleri dustu ve her sene katilmayi gectim, en kotu yari finaline ambargo konan Sampiyonlar Lig’ine bile girilemedi.
Bu sezon icin tek maclik yorum yapmak dogru degil. Daha ilk mactan cikan kirmizi kart, kendini bir turlu sakatliktan uzak tutamayan Torres‘in yoklugu, Roy‘un arayislari derken hemen bir yargiya varmak istemiyorum. Arsenal macinda 10 kisi kalana kadar gosterilen kotu performansla moraller bozulurken, 10 kisi kaldiktan sonra sergilenen mucadele umut vermisti. Torres girene kadar ilerde top tutan takim, Torres girdikten sonra geriye yaslanmisti. Goruldugu gibi tutarsizliklar diz boyu. Bu yuzden genis bir degerlendirme icin ligin birkac adim yol almasinda fayda var. Bu sure zarfinda klasik Liverpool hastaligi olan sezon basi puan kayiplarindan uzak durmak cok onemli.
Bu gece oynanacak City maci bu acidan cok onemli. Arsenal macinda istedigim sonuc -galibiyetin abartili ovgusu ve maglubiyetin asiri yergisine bulasmamak icin- beraberlikti. Istedigim oldu. City deplasmani icin de hislerim ve isteklerim bir fazlasiyla bu yonde. Gelecek bir maglubiyet, tum camianin zaten pamuk ipligine bagli olan guvenini sifirlayacaktir. Yenilgi cikmasin da ne olursa olsun. Bu sezonu da hedefsiz izlemek kabus olabilir. Son olarak Roy Hodgson‘in macla ilgili demeci yureklere su serpti. Torres‘in ilk 11 baslama ihtimali, Gerrard’in istekli goruntusu, Poulsen‘in 13 saat 42 dakikada takima alismasi herkes gibi onun da moralini yukseltmis.
